Akvaryum Suyu
 

Su olmadan akvaryum olmaz. Beslenecek hayvanın, barınma ve yaşamasını sağlayan suyun bulunması gerekir.

İnsanlara, havanın gerekliliği gibi, su da,
à burada yaşayan hayvanların ihtiyacı olan oksijeni içerir,
à onların vücutlarını destekler,
à bitkilerin köklerini tutar.
Suda yaşayan balıklar, su içer, tuz bırakır veya su bırakıp tuz alır, bu balığın tatlı su veya deniz balığı olmasına göre değişir. Dünyanın yüzde yetmişini su kaplar. Daha çok tuzlu su (denizlerde) bulunurken, ırmaklarda ve göllerde de tatlı su vardır ki, bu tüm miktarın yüzde üçünü teşkil eder; bunun yüzde 75'i buz şeklindedir, kutuplardadır. Akvaryumlarda tatlı su olsun, deniz suyu olsun, bir takım işlemleri gerektirir, rasgele doldurmakla olmaz; aksi halde kirli su balıklara, canlılara zarar verebilir.
 

Şehir suyundan yararlanma

 

Şehir suyunu bir takım işlemlerden geçirip akvaryumda kullanabilirsiniz. Katkıların bir kısmı balıkları zehirleyebilse bile bunları bertaraf edebilirsiniz.

æ Musluktan su almadan önce birkaç dakika suyu akıtıp bakır ve diğer zararlı metal etkilerini gideriniz.
æ Klor etkisinin giderilmesi için suyun asgari 12 saat kadar dinlendirilmesi gerekir.
æ Bakır ve çinko gibi ağır metal etkilerinin giderilmesi için akvaryum malzemesi satıcılarından hazır tabletler alıp kullanabilirsiniz.
 

Akvaryum suyunun niteliği

 

Suyun saf, temiz dengeli olarak sağlanıp, böylece devam ettirilmesi önem taşır. Bunu temin etmek için iyi bir süzme sistemiyle uyumlu bir değişme düzeninin (su değişme) yapılması lazımdır. Şehir suyuyla akvaryumda başarı sağlamak için suyun denenmesinde, kimyasal ayarlamanın yapılmasında bilgili olmak gerekir.

 

Suyun asit ve baz özelliği

 

pH, bir çözeltinin asitlik  veya bazlık değerlerinin ölçüsüdür.  pH 0 ile 14 arasında bir değer skalasında ölçülür, özel durumlarda pH değeri bu değerleri aşabilir, ama bu nadir ve akvaryum hobisi ile ilgili olmayan bir durumdur.

pH, Hidrojen iyon konsantrasyonunun negatif logaritma değeridir : pH = -log[H+].

    Suyun pH değeri, sudaki hidrojen iyonları [H
+] konsantrasyonunun, hidroksit iyonları [OH-] konsantrasyonuna  oranıyla belirlenir. 
Eğer H+ iyonları, OH- iyonlarından fazla ise, su ASİDİK'tir ( pH 7'den küçüktür ).
Eğer OH- iyonları, H+ iyonlarından fazla ise, su BAZİK'tir ( pH 7'den büyüktür ).
Eğer OH- ve H+ iyonları birbirlerine eşit miktarda ise su NÖTRAL'dir ( pH 7 değerindedir ).
pH, akvaryumculuktaki en önemli ölçümlerden biridir. Balıkların doğada bulundukları ortamlardaki pH değerlerine yakın değerlere sahip akvaryumlarda yetiştirilmesi, çok önemlidir.
Akvaryum canlıları için uygun pH değerleri, genellikle  pH 6.0 - pH 9.5 arasındadır.
pH 4.0 - 10.0 aralığının dışında canlı türlerinin çok büyük bölümünün yaşaması mümkün değildir.
Doğal olarak her balık türüne uygun olan pH değeri farklıdır; ancak genellikle aynı coğrafyada yaşayan balık türlerinin gerektirdikleri pH değerleri birbirlerine benzer.
 

Sudaki hızlı pH değişimleri tehlikelidir!

Çoğu zaman, suyun mutlak pH derecesinden çok, pH'ın dengede sabit tutulması önemlidir. Çünkü balıklar, bitkiler ve mikroorganizmalar, ani pH değişimlerinden son derece olumsuz etkilenirler. Suyun pH derecesinin dengede tutulmasında bikarbonat sertliği önemli rol oynar.

Genel olarak, suyun bikarbonat sertliği yükseldikçe pH da yükselir ve daha kolay dengede tutulur.
 

pH ve karbondioksit

 

Bir akvaryumda pH değerini etkileyen en önemli madde karbondioksittir . Suda ne kadar çok karbondioksit varsa pH da o kadar düşer. Gündüzleri bitkiler fotosentez sırasında karbondioksit alır oksijen verirler. Bu yüzden de bitkili akvaryumlarda pH derecesi, sabah ışık ilk açıldığında en düşük noktasındayken akşam ışığın kapanmasına yakın en yüksek noktasına ulaşır.

 

TATLI SU SERTLİĞİ

 
Su sertliği akuaristleri iki açıdan ilgilendirir:
 
1) balıklar için uygun ortamı sağlamak
2) akvaryum pH değerini stabil hale getirmek.
İki çeşit su sertliği vardır:
 
I)genel sertlik (GH)
II) karbonat sertliği (KH)
Sık kullanılan üçüncü bir terim ise GH ve KH değerlerinin kombinasyonundan oluşan toplam sertliktir.
GH ve KH değerlerini ayrı ayrı bilmek önemli olduğundan toplam sertlik değerini kullanmak yanlış yönlendirici olabilir ve kaçınılmalıdır.
Suyun-sertliği, yumuşaklığı aslında tatlı su için geçerlidir, deniz suyu mineral içeriğiyle sertlik dışında kalır. Suyun kaynağına yakın yerden alınması safiyetini hazırlar, kaynağındaki su en saftır. Su  denize doğru aktıkça, çözülen maddelerin karışmasıyla sertleşir.
 

GENEL SERTLİK

  Genel sertlik sudaki kalsiyum (Ca++) ve magnezyum (Mg++) iyonlarının ölçümünden oluşur. Başka iyonlar da GH değerine katkıda bulunabilir ancak etkileri genellikle önemsizdir ve ölçümleri zordur. GH pH değerini doğrudan etkilemez ancak sert  su GH ve KH arasındaki bazı etkileşimlere bağlı olarak genellikle alkalidir.
 
GH genellikle kalsiyum karbonatın (CaCO3) ppm,  sertlik derecesi (dH) veya daha doğru bir şekilde CaCO3'ün molar konsantrasyonu cinsinden belirtilir.
1 Alman sertlik derecesi (dH) L de 10 mg CaO dur.
ABD'de sertlik  CaCO3'ün ppm derişimi olarak verilir.
               0 -  4 dH,    0 -   70 ppm : çok yumuşak
 
               4 -  8 dH,   70 -  140 ppm : yumuşak
 
               8 - 12 dH,  140 -  210 ppm : orta sert
 
               12 - 18 dH,  210 -  320 ppm : oldukça sert
 
               18 - 30 dH,  320 -  530 ppm : sert
 
Genel sertlik biyolojik işlemler açısından oldukça önemlidir. Bir balık yada bitkinin ;
"sert" yada "yumuşak" suyu tercih ettiği söylendiğinde GH'den bahsediliyordur.
 
Yanlış GH besinler ve artık  ürünlerin hücre membranlarından geçişini etkileyecek ve yumurta fertilitesi, böbrek gibi iç organların çalışması ve büyümeyi etkileyebilecektir. Belli ölçüler içinde çoğu balık ve bitki yerel GH değerlerine adapte olabilir ancak üreme bozulabilir.
 
KARBONAT SERTLİĞİ
 
Karbonat sertliği (KH) ,sudaki bikarbonat  ve karbonat iyonlarının ölçüsüdür. Nötr pH değerine sahip tatlı su akvaryumlarında bikarbonat iyonları çoğunluktadır, deniz akvaryumlarında ise karbonat önemli rol oynar.
 

TATLI SU SERTLİĞİNİ AYARLAMAK:

 
Yerel suyunuz istediğiniz balık ve bitkiler için fazla sertse yumuşatılabilir. Bunu yapmanın pek çok yolu vardır , fakat bunlardan  bazıları akvaryum kullanımı için daha uygundur.
 
ÆEn iyisi (ve tabiiki en pahalısı) ters ozmoz (RO) deiyonizer kullanmak ve elde edilen suyu (GH=0) musluk suyuyla karıştırıp arzu edilen GH'ye ulaşmaktır.
ÆTicari su yumuşatıcı reçine "yastıkları" küçük hacimli işler için kullanılabilir fakat büyük miktardaki sular için etkin değildir. Sistem iyon değişim prensibini kullanır. Buna göre, kalsiyum ve magnezyum iyonları sodyum iyonlarıyla yer değiştirir ve akvaryumda fazla sodyum istenilen bir şey değildir.
Yerel GH değeri çok düşükse, kalsiyum sülfat ve veya magnezyum sülfat kullanarak yükseltilebilir. Bunun dezavantajı, suya sülfatları  eklemektir, dolayısıyla dikkatli olunmalıdır. Kalsiyum karbonat kullanılabilir ancak bu da KH değerini de yükseltecektir.  İstenen sonucu elde etmek için çeşitli kombinasyonlar kullanılabilir.
Karbonat sertliği suyu kaynatarak ( en küçük akvaryumlar dışında pratik olmayan bir çözüm - akvaryuma dökmeden soğumasını bekleyin-) azaltılabilir.
 
Karbonat sertliği sodyum bikarbonat katarak kolayca yükseltilebilir. Kalsiyum karbonat KH ve GH'yi eşit olarak artıracaktır.
  Her 50 litre su için bir çay kaşığı (yaklaşık 6 gram) sodyum bikarbonat (NaHCO3) KH değerini 4 derece artıracak ve genel sertliği artırmayacaktır.
Aynı miktar suya 2 çay kaşığı kalsiyum karbonat eklenmesi KH ve GH değerini 4 derece artıracaktır. Bunların farklı oranlarını kullanarak balık ve bitki için doğru KH/GH dengesi elde edilebilir.
æ æ Suyun sertliği, ozmotik basınçla doğrudan ilişkilidir; dolayısıyla suda yaşayan her türli canlının hücresel faaliyetini de doğrudan etkiler. Genel olarak akvaryum balıkları için uygun sertlik derecesi 5° -15° GH arası değerlerdir.
 

Akvaryum Ekosistemi ve Nitrojen Döngüsü

 

Akvaryum kirliliğinin en önemli etkeni olarak, proteinlerin ve yeme eklenmiş serbest amino asitlerin yıkımından çıkan nitrojen bileşikleridir.  Besinler balığın sindirim sistemine girer, tam sindirilmeyen büyük kısmı dışkı olarak dışarı çıkar. Bu kısım, yenmeyen yemler ile beraber çürütücü bakteriler tarafından havasız ortamda(havaya gerek kalmadan-Anaerobik) ayrıştırılır ve çeşitli işlemler sonucu Amonyağa dönüştürülür. Buraya kadar olan işlemin benzeri balığın vücudunda gerçekleşir.  Proteinlerin sindiriminden ve metabolizmasından çıkan Amonyak, balığın solungaçlarından suya bırakılır.

Balıklar ve aşağı sınıf canlılarda atık amonyak şeklinde, sürüngenler ve kuşlarda ürik asite dönüştürüldükten sonra, memelilerde ise ek bir işlem ile üre’ye dönüştürülerek atılır. 
Amonyak çok zehirli bir maddedir. Yeterli oksijenli ortamda gelişebilen bir kısım bakteriler tarafından okside edilerek, Nitrit’e dönüştürülür. Amonyak kadar olmasa da, nitrit de zehirlidir. Bol oksijenli ortamda bazı bakteriler bu nitriti, Nitrata okside edebilir. Nitrat çok daha az zararlı olup, ancak ortamda fazla birikmesi zehirlenmeye yol açar.
Yosunlar da bitki olduklarından, nitrat artışı ile yosunlanmada da artış görülecektir. Yosunlanmadaki diğer önemli madde Fosfat’tır. Bitkiler de fosfat tüketir ama bu konuda yosunlarla yarışamaz. Yosunların gelişimi ise fosfatın verilmesi ile kat kat artar. Bu yüzdendir ki kullandığınız yemler ve gübreler fosfattan arınmış olmalı. Yoksa kısa sürede akvaryumun suyu yemyeşil ve mat olacaktır.
Yeni bir akvaryumun ilk bir kaç haftası biyolojik dengenin sağlanması açısından çok önemlidir. Balık alıp akvaryumumuza koymayı düşünmeden önce, onlar için uygun bir ev hazırlamalıyız. Bir akvaryum yaşayan minyatür bir dünyadır, ve bunun için bu kapalı küçük dünyanın ev sahipliği yaptığı tüm canlıların sağlıklı yaşayabilmesi için gerekli tüm biyolojik dengeleri içermesi gerekir.
Balık artıkları, yenmemiş yemler, ve diğer tüm organik maddeler bir anda sanki bir sihir yapılmış gibi ortadan kalkmaz. Besinler balığın sindirim sistemine girer ve tam sindirilemeyen büyük kısmı dışkı olarak dışarı atılır.Bununla beraber proteinlerin sindiriminden ve balığın metabolizmasından çıkan amonyak ve karbondioksit, balığın solungaçlarından suya bırakılır.
Yem, ilaç ve gübrelerde gerekli minerallerin yanında istenmeyenler de bulunur. Düşük oranlarda toksiklik göstermezler ancak konsantrasyon artarsa zehirlenme riski ortaya çıkar. Bu artıklar mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılır ve genellikle toksik materyallere dönüştürülür ve düzenli su değişimi gerektirir. Bu noktada doğanın zekası ve içgüdüsü devreye girer. Doğada, bu artık maddeleri ayrıştırıp doğadaki diğer canlıların kullanımına sunmaktan başka amacı olmayan yaratıklar mevcuttur. Ayrıştırma sonucu ortaya çıkan komponentlerden en önemlilerinden bir grubu azot tabanlı materyallerdir. Azotun bu dönüşüm zincirine verilen isim azot zinciri veya azot halkasıdır.
Azotlaştıran (nitrifying) bakteriler adını verdiğimiz mikroskobik canlıların doğadaki görevi azot komponentlerini ayrıştırmaktır. Yeni bir akvaryum kurduğumuzda, bu bakteri akvaryumda çok az miktarda (su ve kum ile gelen) bulunur.
Bundan dolayı ilk bir kaç hafta süresince, bu bakteri miktarı kat kat artıp, artıkları işleyebilecek miktara gelinceye kadar beklenmelidir. Sağlıklı bir akvaryum için bu bakterinin kolonileşmesine ve akvaryumumuzda çoğalmasına ihtiyacımız vardır. Akvaryum literatüründe bu ilk bir kaç haftalık koloni oluşumu akvaryumunun dönüştürülmesi olarak adlandırılır. Bu işlem normal olarak 2-7 haftalık bir süreç gerektirir.
Azotu daha detaylı olarak inceleyecek olursak, azotun  çok önemli iki organik molekül sınıfına : proteinler ve nükleik asitlerin yapısına etki ettiği görülür. Havada büyük miktarlarda azot gazı bulunmasına rağmen, çok az canlı bu formda azotu kullanabilir. Sadece özel bir takım bakteri, esas olarak cianobacteria (genellikle mavi-yeşil algae olarak adlandırılır) azotu alıp, azot  tabanlı organik moleküllerin sentezinde kullanır. Bu bakteriler azot tamamlayıcılar olarak adlandırılır. Bunlar başka organizmalar tarafından yenir, yiyen organizmalar başka hayvanların gıdası olur ve bunlar da diğerlerinin taki tüm bu azot komponentleri tüm ekosisteme yayılıncıya kadar bu işlem devam eder.
Bu azot komponentleri serbest kaldığında (bir organizmanın ölümü veya bir parçasının kopması gibi), bunlar çürütücü bakteriler  tarafından havasız ortamda  işlenir, ve bu ayrıştırmanın en önemli ürünlerinden birisi amonyak gazı olur. Amonyak su ile temas ettiğinde  amonyum hidroksit oluşur, bu da oldukça toksik bir materyal olup yüksek konsantrasyonlarda tahrip etkisi çok yüksektir. Anaerobik işlemin tek ürünü amonyak değildir. Çürüyecek atık fazla ve sıkışık (akvaryum kumu altında) ise, yüksek sıcaklıklarda metan gazı  ve hidrojen sülfür ortaya çıkar.
Amonyak balık için çok tehlikeli bir materyaldir ve toksiklik oranı;
î sıcaklığa,
î pH’a, 
î sudaki tuz oranına bağlıdır.
             Sıcaklıkla birlikte daha da artabilmekte olan amonyak ani pH değişimlerinde kısa zamanda oluşarak balıklarda ani stres ve zehirlenmeye yol açar.
Akvaryumun düzenli su değişimlerinde eklenen yeni suyun pH değeri eğer akvaryumdakinden yüksek ise ortalama pH değerine bağlı olarak hızla amonyak açığa çıkar. Özellikle amonyak tehlikesine karşı su değişimlerinde taze suyun pH değeri ana tankın pH değeri ile eşit olması gerektiği önemle vurgulanmalıdır.
     Bu yüzden yüksek pH değerli tanklarda amonyum, çok iyi bir biyolojik filtrasyon ile yada kimyasal olarak yok edilmelidir. Organik kirliliğin akvaryumdan uzaklaştırılabilmesi için sık sık temizlenebilen mekanik ön filtre ve dip temizliği çok faydalıdır. Ayrıca bitkiler amonyumu besin olarak tüketirler ve amonyak oluşumu engellenmiş olur. Özellikle hızlı çoğalabilen Lemna Minor gibi yüzey bitkileri çok başarılı amonyum tüketicisidirler.
Bakımlı akvaryumlarda amonyum konsantrasyonu ortalama olarak tamamen zararsız olan 0,5mg/L düzeyinde kalır. Alkali düzeyi pH 7,5'in üzerine çıkmadıkça biraz daha yüksek oranlarda sakıncasızdır.
Amonyak oluşmaya başlarsa, 0,2-0,6mg/L gibi konsantrasyonlardan itibaren balıklarda oksijen yetersizliğini hatırlatan sık solunumlar başlar. Balıklarınızda havasız kalmış gibi sık soluma görürseniz amonyak zehirlenmesi olasılığını da düşünmek gereklidir.
 

 

Bu bilgiler İstanbul Akvaryum Kulübünden alıntıdır, teşekkürler İSAK.

Balıklar sayfasına dönüş

Ana sayfaya dönüş